4 Kasım 2009 Çarşamba
İyi bir karar için iyi düşünmek...
Bu bahar Meksika’da 4910 Meksikalıyı etkileyen ve 85 ölüme neden olan bir domuz gribi salgını yaşandı. ABD’ye yayılana kadar virüs sadece hafif grip etkisi gösteriyordu.
Uçak seyahatleri ve sağlık personelinin Meksika’dan gelen yolcularda yeterli kontrolleri yapmamasının sonucu olarak virüs dünyaya yayıldı. İnanılmaz yüksek rakamlarda ölüme sebep olacağı tahminlerine rağmen bu virüs hafif etki yapan bir hastalığın ötesine gitmemiştir ki her yıl bu şekilde grip salgınlarının yaşandığını biliyoruz.
Dünyada 70893 domuz gribi vakasından sadece 311’i ölümle sonuçlanmıştır. ABD’de 27717 vakadan 127’si ölümle sonuçlanmıştır. Her ölüm bir trajedidir ama bu kadar düşük bir ölüm oranı devleti ayağa kaldıracak bir eylem için yeterli olmamalıdır.
Medya ile Hastalık Kontrol Merkezlerinin anlattıklarına bakıldığında her yıl 36000 kişi gripten ölüyormuş. Bunun doğru olmadığını biliyoruz artık. Bu durumda dünya çapında 300 küsür ölümden bahsediyoruz aslında.
Bu virüs virüs uzmanlarını şaşırtmaya devam ediyor. Nature dergisinin 30 Nisan 2009 sayısında bir virüs uzmanı şöyle demiş “bu virüsün bu kadar çok geni nasıl topladığını bilmiyoruz” Virüs ayrıntılı bir şekilde incelendiğinde içinde 1918 yılından H1N1 virüsü, kuş gribi ve Avrasyadan iki yeni H3N2 virüs bulunmuş. Bu domuz gribinin genetik olarak tasarlanmış olduğu konusunda tartışmalar sürmektedir.
Doğal olarak aşı üreticileri ilk aşıyı yaratmak için bir yarışa girdiler. Bu yarışta en başta Baxter İlaç Firması ve Novartis geliyor Novartis en son skandala neden olmuş olan Chiron Aşı Şirketini satın almıştı. Bu şirketlerin her ikisi de pandemik aşısı yapmak üzere Dünya Sağlık Örgütü ile anlaşma yapmıştır.
Baxter’in ürettiği Celvapan aşısı çok hızla onay almıştır. Afrikalı Yeşil Maymunların kültür edilmiş hücrelerinden yapılmış yeni bir vero hücre teknolojisi ile üretilmiştir. Aynı hayvan hücresi aralarında HIV olmak üzere birkaç aşı kirleten virüs içermektedir.
Baxter şirketi iki ölümcül skandalla çalkalanmıştı. İlki 2006 yılında hemofili komponentlerine HIV virüsü bulaştığında ve içinde çocukların da bulunduğu on binlerce insana uygulandığında yaşanmıştı. Virüsün bulaştığı ortaya çıktıktan sonra bile Baxter HIV virüsü bulaşmış aşıyı piyasaya sürmeye devam etmişti.
İkinici olay yakın geçmişte yaşanmıştı. Baxter içinde kuş gribi de olan mevsimsel grip aşısını piyasaya sürmüştü. Bu aşı 18 ülkede gerçek bir pandemik yaratırdı. Allahtan Çekoslovakyada dikkatli laboratuar çalışanları bu ölümcül kombinasyonu dünyaya salınmadan yakalamıştı.
Bu iki ölümcül hataya rağmen Dünya Sağlık Örgütü pandemik aşısı üretiminde Baxter İlaç şirketi ile çalışmaya devam etmektedir.
Novartis, ikinci şirketin de Dünya Sağlık Örgütü ile anlaşması vardır. Novartisin aşısı bitmek üzere olduğundan onların seçileceği düşünülüyor. Korkunç olan ise bu pandemik aşılarının içinde bağışıklılık adjuvanları yer almaktadır. Bu adjuvanların römatoid artrit, ms ve lupus gibi otoimün hastalıklara neden olabiliyor.
Bu adjuvanın uygulandığı hayvan deneylerinde adjuvanın ölümcül olduğu görülmüştür. 14 kobay üzerinde uygulanan çalışmada özel adjuvan enjekte edildiğinde sadece bir hayvan hayatta kalmıştır. Tekrar bir deneyde aynı sonuç alınmıştır.
Peki bu ölümcül madde nedir? Adı Squalene ve bu bir tip yağdır. Ölümcül Anthrax aşısının üreticileri Chiron şirketi MF-59 adını verdikleri bir adjuvan üretiyor. Bu adjuvanda squalene bulunmaktadır. Yapılan bazı araştırmalar squalene’in enjekte edildiğinde yukarıda adı geçen otoimün hastalıklara neden olabileceğini gösteriyor.
MF-59 adjuvanı bir çok aşıda kullanılmıştır. Bu aşılar, aralarında tetanoz ve difteri olmak üzere, ters etkiler gösterdiği bilinen aşılar arasında yer almaktadır.
Bu adjuvan üzerinde yapılmış bazı deneyleri inceledim ve ilginç bir şeye rastladım. İnsan denekler üzerinde uygulanmış birkaç deneyde MF-59 çok güvenilir bir adjuvan olarak belirtilmişti. Ancak bu deneylerin kim tarafından yapıldığını incelediğimde karşıma artık tek bir şirket olmuş olan Novartis İlaç Şirketi ve Chiron İlaç şirketinin çıkması beni şaşırtmadı. Tüm deneyler ‘saygın’ dergilerde yayınlanmıştı. Tabii ki hiç şaşırmadım ki bağımsız bir çok laboratuar ve araştırma merkezi tarafından yapılan bağımsız deneylerde MF-59 ile otoimün hastalıklar arasında güçlü bir bağ olduğu görülmüştür.
Aşılarda Squalene ile Körfez Savaşı sendromu arasında güçlü bir bağ olduğu görülmüştür.Veteran İlişkileri Sektreteri Anthony Principi Ağustos 1991’de 1990 ile 1991 arasında anthrax aşısı yapılmış olan askerlerde ALS hastalığına yakalanma riskinin %200 arttığını açıklamıştır. Bu askerlerde ayrıca yaşam sürecini kısaltan ve yaşam şartlarını zorlaştıran polyarterit nodosa, MS, lupus, transvers myelitis (omurgada ödeme neden olan nörolojik bir hastalık) endokarditis, optik neuritis ve körlük ile bir tür böbrek hastalığı gibi hastalıkların sayısının arttığı gözlemlenmiş.
MF-59’un ana maddesi olan squalene hiperimün tepkisi ve otoimün tepkisi oluşturabildiğinden beyindeki bağışıklılık hücrelerinin uzun süre aktive edilmesi riskini taşımaktadır. Bu tür uzun süreli aktivasyonların MS, Alzheimer, Parkinson, ALS ve muhtemelen aşı ile ilişkili olarak Ensefalit gibi hastalıklarla bağlantılı olduğu görülmüştür. Aşı ile olduğu gibi sistematik bağışıklılık sisteminin aktivasyonunda aynı zamanda beyindeki microglia aktive ediliyor ve bu beyindeki enflamasyon uzun süre devam edebiliyor.
Bu aşıları tavsiye eden doktorlar dahil olmak üzere bir çok insanın bilmediği ise ilaç şirketleri tarafından yapılan deneylerde hastalar aşıdan sonra sadece bir ya da iki hafta takip ediliyor ama bu tür reaksiyonlar bazen aylar ve yıllar sonra ortaya çıkabiliyor.
Bu Dünya Sağlık Örgütü ve hükümet teşviği ile başlatılmış pandemikte aşı üreticilerinin milyarlar kazanacağı belli. Novartis, yeni pandemik aşısının üreticisi fakir ülkelere bedava aşı verilmeyeceğini herkesi ödemesi gerektiğin açıkladı.
Şunu bilin ki bir kere bu aşı size enjekte edildiğinde kendinizi geleneksel tıp yoluyla koruma ihtimaliniz kalmamıştır. Hayat boyu sizi sakatlayacak bir hastalık ve erken ölüm demektir.
Grip virüsünden kendinizi korumanın çok daha güvenli yolları vardır. Yüksek D3 vitamini ve seçilmiş bağışıklılık destekleyici ürünler kullanmak ve iyi beslenmek bunun başlıca yollarıdır.
© 2009 Newsmax. Tüm Hakları Saklıdır.
Dr. Brad : )
Dr. Bradley Nelson
Author of "The Emotion Code"
info@TheEmotionCode.com
27 Ekim 2009 Salı
DOMUZ GRİBİ PAZARLANIYOR (KOYUN CAN DERDİNDE,KASAP MAL DERDİNDE)
Milliyet, 27 Ekim Salı 2009
Domuz gribi korkusu var. Şu kriz döneminde belli kesimler de kamunun kaynaklarını ve halkın parasını sömürme arayışına girdi. Şimdilik 500 milyon TL’lik aşı ithal edildi. Bu aşı kampanyasının Sağlık Bakanlığı’na maliyeti şimdilik 1 milyar TL. Bakanlık bütçesinin yüzde 10’u aşı kampanyalarında harcanacak.
Dezenfekte, koruyucu maske, bağışıklık sistemlerini güçlendirmek için yapılan harcamalar yepyeni ve kârlı bir pazar ortaya çıkarıyor.
Bu konuda halkın kafası karıştı. Saf ve bakir bir Anadolu çocuğu olarak benim de kafam karıştı. Ben işin tıp yönüyle değil, ekonomik yönüyle ilgileniyorum. Geliniz görünüz ki, ekonomik yönü tetikleyen de gribin tıp yönü. Dr. Sualp Tansan, “Bu konuyu en iyi Ankara Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Recep Akdur bilir” dedi.
Normal gripten korkun
Prof. Dr. Recep Akdur’un domuz gribi konusunda bugüne kadar yaptığı açıklamaları, yazdıklarını internetten okudum. Sonra Prof. Dr. Recep Akdur’u aradım. Ayşe Hanım Teyze’min merakını giderebilmem için bana anlattıklarını özetliyorum:
- Doktor Bey, “Ayşe Teyze’nize söyleyiniz ki“ dedi, “Normal grip mikrobu, domuz gribi mikrobundan 7-10 kat daha öldürücüdür.”
- Domuz gribi, domuzdan insana bulaştığında öldürücüdür. Fakat şimdilerde ortalıkta dolaşan mikrop, insandan insana bulaşan mikroptur. Gerçek anlamda “domuz gribi virüsü” değildir, gücü zayıftır. Günümüzde görülen domuz gribi hafif seyreden bir hastalıktır. Kuş gribi, İspanyol gribi, mevsimsel grip gibi öldürücü değildir.
- Gripten korunmak için hijyen şartlarına dikkat etmek, gıdaya dikkat etmek, sağlığa dikkat etmek, vücudu güçlü tutmak önemlidir.
- Grip olmaları halinde büyük sarsıntı geçirecek kişiler (risk grubundakiler) normal grip aşısı olurlarsa iyi yaparlar. Bu aşı eczanelerde 18-20 TL’ye satılmaktadır.
- Bağışıklık sistemini güçlendirici ilaçlar konusunda da dikkatli olmak gerekir. Bunların da satışı insanlar korkutularak yapılıyor.
- Grip mikrobu (virüsü) insan vücudu dışında 2-4 saat yaşayabilir. Bu nedenle okulları dezenfekte etmek, bir hafta kapamak gibi abartılı tedbirlerin domuz gribiyle ilgisi yoktur.
- Okulları kapatmak gribi sona erdiremez. Önemli olan gribe yakalanan çocukların okula gönderilmemesi, okula gönderilenlerin ise sınıfa alınmamasıdır.
Aşı zararlı olabilir
Prof. Akdur uyarıyor: “Bu gribin ölümcüllüğü artacak. Ondan dolayı aşı gerekli” diyorlar. Böyle bir şeyin olabilmesi için bilinen virüsün değişikliğe uğraması gerekir. O zaman da ithal edilen ve eski virüse göre hazırlanan aşı zaten işe yaramayacak. Domuz gribi bahanesiyle aşı pazarlaması yapılıyor. Fırsat bu fırsat, herkes halka bir şeyler satmaya çalışıyor. Bu aşılar milyonlara yapıldığında zararları, beklenen faydadan çok fazla olabilir.”
Öğrendiklerimi Ayşe Hanım Teyze’me aktardım. Başını salladı. “Her zaman olduğu gibi kurtlar piyasaya çıkmış durumda. Koyun can derdinde, kasap mal derdinde” dedi.
23 Ekim 2009 Cuma
Alternatif ve basit çözümler
http://www.livewellamerica.org/blog/?p=478
Dr.Vinay Goyal: Yoğun bakım ve Tiroit uzmanıdır. MBBS, DRM, DNB.
20 yıldan fazla klinik tecrübesi vardır.
Hinduja Hastanesi, Bombay hastanesi, Saife Hastanesi, Tata Memorial hastanesi gibi önemli kurumlarda görev yapmıştır.
Şu anda Malad’da, Riddhiviayak Cardiac and Critical center’da Nükleer ilaç departmanı ve tiroit klinikleri şefi olarak görev yapmaktadır. Mikrobun vücuda giriş noktaları yalnızca burun delikleri, ağız ve boğaz yoluyla olmaktadır.
Çok bulaşıcı bir yapıya sahip olmasından dolayı her türlü önleme karşı H1N1 virüsüyle temas etmekten kaçınmak veya korunmak imkânsızdır. H1N1 virüsüyle temas etmek virüsün vücutta çoğalması kadar önemli değildir.
Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonların gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.
1. Ellerin sıklıkla yıkanması ( Bütün bildirgelerde bahsedilmiştir)
2. “Hands-off-the- face” “Ellerinizle yüzünüze dokunmayın” yaklaşımı. Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.
3. Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız( tuza güvenmiyorsanız listerin kullanınız). H1N1 ‘in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.
4. Yukarıdaki 3. önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz. *Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu yolla burnunuzda bulunak virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.
5. Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.
6. Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar çok içiniz. * Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir fakat ters yöne doğru. Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak
götürürler. H1 N1 virüsü mide’de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve hayatiyetını devam ettiremez.
Sağlıklı günler dileğiyle.
Dr.Vinay Goyal
27 Mayıs 2009 Çarşamba
As a result of human error?
May 13 (Bloomberg) — The World Health Organization is investigating a claim by an Australian researcher that the swine flu virus circling the globe may have been created as a result of human error.
Adrian Gibbs, 75, who collaborated on research that led to the development of Roche Holding AG’s Tamiflu drug, said in an interview that he intends to publish a report suggesting the new strain may have accidentally evolved in eggs scientists use to grow viruses and drugmakers use to make vaccines. Gibbs said he came to his conclusion as part of an effort to trace the virus’s origins by analyzing its genetic blueprint.
“One of the simplest explanations is that it’s a laboratory escape,” Gibbs said in an interview with Bloomberg Television today. “But there are lots of others.”
The World Health Organization received the study last weekend and is reviewing it, Keiji Fukuda, the agency’s assistant director-general of health security and environment, said in an interview May 11. Gibbs, who has studied germ evolution for four decades, is one of the first scientists to analyze the genetic makeup of the virus that was identified three weeks ago in Mexico and threatens to touch off the first flu pandemic since 1968.
A virus that resulted from lab experimentation or vaccine production may indicate a greater need for security, Fukuda said. By pinpointing the source of the virus, scientists also may better understand the microbe’s potential for spreading and causing illness, Gibbs said.
Possible Mistake
“The sooner we get to grips with where it’s come from, the safer things might become,” Gibbs said by phone from Canberra yesterday. “It could be a mistake” that occurred at a vaccine production facility or the virus could have jumped from a pig to another mammal or a bird before reaching humans, he said.
Gibbs and two colleagues analyzed the publicly available sequences of hundreds of amino acids coded by each of the flu virus’s eight genes. He said he aims to submit his three-page paper today for publication in a medical journal.
“You really want a very sober assessment” of the science behind the claim, Fukuda said May 11 at the WHO’s Geneva headquarters.
The U.S. Centers for Disease Control and Prevention in Atlanta has received the report and has decided there is no evidence to support Gibbs’s conclusion, said Nancy Cox, director of the agency’s influenza division. She said since researchers don’t have samples of swine flu viruses from South America and Africa, where the new strain may have evolved, those regions can’t be ruled out as natural sources for the new flu.
No Evidence
“We are interested in the origins of this new influenza virus,” Cox said. “But contrary to what the author has found, when we do the comparisons that are most relevant, there is no evidence that this virus was derived by passage in eggs.”
The WHO’s collaborative influenza research centers, which includes the CDC, and sites in Memphis, Melbourne, London and Tokyo, were asked by the international health agency to review the study over the weekend, Fukuda said. The request was extended to scientists at the Food and Agriculture Organization in Rome, the World Organization for Animal Health in Paris, as well as the WHO’s influenza network, he said.
“My guess is that the picture should be a lot clearer over the next few days,” Fukuda said. “We have asked a lot of people to look at this.”
Virus Expert
Gibbs wrote or co-authored more than 250 scientific publications on viruses during his 39-year career at the Australian National University in Canberra, according to biographical information on the university’s Web site.
Swine flu has infected 5,251 people in 30 countries so far, killing 61, according to WHO data. Scientists are trying to determine whether the virus will mutate and become more deadly if it spreads to the Southern Hemisphere and back. Flu pandemics occur when a strain of the disease to which few people have immunity evolves and spreads.
Gibbs said his analysis supports research by scientists including Richard Webby, a virologist at St. Jude Children’s Research Hospital in Memphis, who found the new strain is the product of two distinct lineages of influenza that have circulated among swine in North America and Europe for more than a decade.
In addition, Gibbs said his research found the rate of genetic mutation in the new virus was about three times faster than that of the most closely related viruses found in pigs, suggesting it evolved outside of swine.
Gene Evolution
“Whatever speeded up the evolution of these genes happened at least seven or eight years ago, so one wonders, why hasn’t it been found?” Gibbs said today.
Some scientists have speculated that the 1977 Russian flu, the most recent global outbreak, began when a virus escaped from a laboratory.
Identifying the source of new flu viruses is difficult without finding the exact strain in an animal or bird “reservoir,” said Jennifer McKimm-Breschkin, a virologist at the Commonwealth Science and Industrial Research Organization in Melbourne.
“If you can’t find an exact match, the best you can do is compare sequences,” she said. “Similarities may give an indication of a possible source, but this remains theoretical.”
The World Organization for Animal Health, which represents chief veterinary officers from 174 countries, received the Gibbs paper and is working with the WHO on an assessment, said Maria Zampaglione, a spokeswoman.
Genetic Patterns
The WHO wants to know whether any evidence that the virus may have been developed in a laboratory can be corroborated and whether there are other explanations for its particular genetic patterns, according to Fukuda.
“These things have to be dealt with straight on,” he said. “If someone makes a hypothesis, then you test it and you let scientific process take its course.”
Gibbs said he has no evidence that the swine-derived virus was a deliberate, man-made product.
“I don’t think it could be a malignant thing,” he said. “It’s much more likely that some random thing has put these two viruses together.”
Gibbs, who spent most of his academic career studying plant viruses, said his major contribution to the study of influenza occurred in 1975, while collaborating with scientists Graeme Laver and Robert Webster in research that led to the development of the anti-flu medicines Tamiflu and Relenza, made by GlaxoSmithKline Plc.
Bird Poo
“We were out on one of the Barrier Reef islands, off Australia, catching birds for the flu in them, and I happened to be the guy who caught the best,” Gibbs said. The bird he got “yielded the poo from which was isolated the influenza isolate strain from which all the work on Tamiflu and Relenza started.”
Gibbs, who says he studies the evolution of flu viruses as a “retirement hobby,” expects his research to be challenged by other scientists.
“This is how science progresses,” he said. “Somebody comes up with a wild idea, and then they all pounce on it and kick you to death, and then you start off on another silly idea.”

